mod:uykusuzhergece
10 Eylül 2015 Perşembe
Kaç ana? Kaç baba? Kaç bacı? Kaç kardeş? Kaç çocuk? Kaç sevgili? Kaç aile? Kaç yürek?
Şehidim korkma içinde ateş koca bir dünya var yanında.
Anam üzülme alni açık binlerce oğul var arkanda.
Babam eğme başını sakın yüzlerce el var omzunda.
Sakın yanlız hissetme şehit çocuğu beyazlar içinde bir baban var yukarıda.
Ama sen, korkak, rahat uyuma geceleri, her kanayan yüreğin ağırlığı otursun içine.
Çok değildir bu milletin yeniden dirilişine şahit olman, utan yüzün kaldiysa, yerin dibine gir.
5 Temmuz 2015 Pazar
Kıymetini bilmediğin hiç bir şey olmamalı bu hayatta,
ve hiç bir şeyi hemencecik tüketmemeli insan.
yavaş yavaş, tadını çıkartarak sonuna kadar yaşamalı.
İnsanoğlu hep böyle miydi?
Bencil, unutkan, kıymet bilmez ve böylesine tüketim çılgını,
tek başına idare edemeyen, muhtaç ve depresif..
Yoksa tüm bu alışkanlıklara sonradan mi hapsolduk.
Gece olunca bi yalnızlık çöküyor.
Gün içinde kosusturmacada arkaya İttiğin tüm duygular gece gelip seni buluyor.
Ve başlıyor seni boğmaya...
1 Nisan 2014 Salı
5 Ocak 2014 Pazar
Sabah programı kıvamında konuşmalarımıza istinaden gel blog açalım yazalım yazışalım hatıra bırakalım saçmalardan seçmelerimize diyen sevgili ev arkadaşım. hanisin nirdesin ... güzel paylaşımlar bekliyor türkiye senden. Çzimlerin içine yumulup kalmayalım lütfen sosyalleşelim güzelleşelim. nerde o eski gezmeler tozmalar muhabbetler...
Doğum günüm bugün 'happy birthday to you' modunda geçmesi gereken gün 4 yıldır kendini inadına tekrarlacasına çizim yaparak geçiyor. Bu sene son birkaç ay sonra eskişehirden gideceğiz kendimizi bulacağız. Burada söz veriyorum kendime bir daha hiç bir yılbaşı doğum günü ve bilimum özel günlerde öncesi ve sonrası da dahil çizim yapmayacağım.
Nursi sana sesleniyorumm ne olur dönnn blog sensiz olmuyo nursiiiii sensiz zabaca yazı yazamıyom nursiiiii :)
Doğum günüm bugün 'happy birthday to you' modunda geçmesi gereken gün 4 yıldır kendini inadına tekrarlacasına çizim yaparak geçiyor. Bu sene son birkaç ay sonra eskişehirden gideceğiz kendimizi bulacağız. Burada söz veriyorum kendime bir daha hiç bir yılbaşı doğum günü ve bilimum özel günlerde öncesi ve sonrası da dahil çizim yapmayacağım.
Nursi sana sesleniyorumm ne olur dönnn blog sensiz olmuyo nursiiiii sensiz zabaca yazı yazamıyom nursiiiii :)
19 Kasım 2013 Salı

Yazacak çok şey birikiyor fakat zaman mekan sıkışması içerisinde kaybolup gidiyorum... saatler saatler yetmiyorsunuz bana... bir bu kadar daha olsan biliyorum yine şikayet edeceğim ama olsan fena da olmazdı hani... Avatar Kora bitti , waffellar yendi, geriye projeye çalışmak kaldı. Ama onun için ilham perimin gelmesi gerek kaldı ki bu aralar bana hiç uğramıyor...
Çalışmam gerek a dostlar sesimi duyan yok muuuuu? Çalışamıyorummmmm...
bezgin bekir
Hayatımız da güzel şeyler var bu aralar mutluyum aslında... (Sevgili sevgilim geldi yakın zamanda mesela..(en güzeli bu:))) Ne bilim tiyatro, senfoni, müzikal, konser dolaşıyoruz valla nerde etkinlik biz orada bitiyoruz. vakit bulamayışımız ondan bundan zaten. uyu-etkinlik yap-uyu-ders çalışmaya çalış-uyu-etkinlik yap sonra vay efendim zaman yok.
Neyse a gençler çalışma zamanı...
10 Kasım 2013 Pazar
Can Dündar'ın son yazısına bi bakın
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/7207/Bu_Ulke_Sizin_Degil_Sayin_Basbakan_.html
"Kısacası Sayın Başbakan; istediğiniz kadar tehdit savurun, bizi sokmaya çalıştığınız o daracık kara elbiseye sığmayacağız. Devlet diye keyfimize kâhya aramıyoruz biz, sizin tabirinizle “hizmetimize garson” istiyoruz.
Gerekirse yaşam tarzımızı, (kızlı erkekli) hayatımız pahasına savunuruz.
Sonunda bu ülkede, -tıpkı Gezi’deki gibi- türbanlısı mini eteklisi, dövmelisi seccadiyelisi, namaz kılanı, içki içeniyle her rengin yan yana durduğu, birbirine saygı duyduğu, kardeşçe bir yaşam kuracağız.
Size rağmen... "
Alıntıdır ama pek doğrudur. Artık insanlar ne yapacağına şaşırmasın ya burası özgürdür özgür kalacaktır. Herşeye ve herkese rağmen.....
"Kısacası Sayın Başbakan; istediğiniz kadar tehdit savurun, bizi sokmaya çalıştığınız o daracık kara elbiseye sığmayacağız. Devlet diye keyfimize kâhya aramıyoruz biz, sizin tabirinizle “hizmetimize garson” istiyoruz.
Gerekirse yaşam tarzımızı, (kızlı erkekli) hayatımız pahasına savunuruz.
Sonunda bu ülkede, -tıpkı Gezi’deki gibi- türbanlısı mini eteklisi, dövmelisi seccadiyelisi, namaz kılanı, içki içeniyle her rengin yan yana durduğu, birbirine saygı duyduğu, kardeşçe bir yaşam kuracağız.
Size rağmen... "
Alıntıdır ama pek doğrudur. Artık insanlar ne yapacağına şaşırmasın ya burası özgürdür özgür kalacaktır. Herşeye ve herkese rağmen.....
MURAT YILMAZ YILDIRIM'A TEKRAR DEĞİNMEK İSTİYORUM....
o nasıl bir adam, o nasıl bir müzisyendir arkadaş adamın dünyadaki herşeyle bağlantısı kopuyor müzik yapmaya baslayınca. o gitarının her köşesini kullanıyor gitar onun için "akdeniz akşamlarını" calacağı bi alet değil gitar onun sevgilisi sanki onun sevişiyor ve öyle ateşli sevişiyor ki inip cıkmaları oluyor bi ara sakinliyor bi sevgiliyi okşayıp uyuturcasına sonra birden alevleniyor tartışıyor onunla bağırıp cağırıyor sonra bi anda onu ne kadar cok sevdiğini görüp dudaklarına yapısıveriyor.... Türk filmine bağlamıycam ama tek kelimeyle müthişti müthiş. o ortam da müzik yoktu o ortamda tutku vardı, sanat vardı, o ortamda kaliteli müzik vardı kardeş... Gitmeyenlere duyurulur mutlaka gidin biz yaptık, yine olsa yine yaparız....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


